Militarizm ve kadina yönelik siddet-L.MARSHALL
ulkedeozgurgundem.com
"Askeri egitim çogunlukla kadina yönelik düsmanligi ve kadinlari asagilamayi tesvik eder. Toplumsal cinsiyete dair hakaretleri kullanmak, erkekleri hem kendi kültürlerindeki kadinlara karsi hem de "öteki" kültürün kadinlarina karsi saldirgan davranma yönünde motive ediyor. Pornografi ve fuhus her zaman için askerlerin gayri resmi bir sekilde onaylanmis eglence biçimleridir."
LUCINDA MARSHALL-(Kadinin dilinden)
Korkunç bir sekilde hatali yönlendirilen ve hasar yaratan "Teröre Karsi Savas"in bir türlü sonunun gelmemesiyle birlikte savasin kadinlar üzerindeki etkisinin farkina varmanin aciliyeti giderek artmaktadir. Militarizmin alabildigine siddetlendirdigi bir salgin olan kadinlara yönelik siddet salgini devam ettigi sürece gerçek anlamda baris olamaz. Kadinlara yönelik siddet ve militarizm arasindaki baglantiyi kurmak tüm kadinlarin yasadigi siddet kusatmasini sona erdirmek için çok önemlidir.
"Öteki"ne karsi güç teorisi, askeri harekatlar ve kadinlara yönelik saldirilar arasindaki bagi kurmamizi saglar... Bu teoriye göre bir birey, etnik grup, hükümet vs.'nin istedigini öteki üzerinde güç kullanarak elde etmesi, izin verilebilir bir durumdur. Patricia Evans'in belirttigi gibi, bu metot bizi bir uygarlik olarak insanlar ve kaynaklar üzerinde çok fazla güç tahayyül edip simdi dünyayi toptan silip süpürecek güce sahip olma noktasina getirmistir.
Bu güç teorisinin geçerli olabilmesi için, halklar, kültürler vb. arasinda farkliliklar yaratarak (ne kadar yanlis oldugunun bir önemi yok) bir "öteki" tanimlanmak zorunludur. Öteki; bir birey, ülke, etnik grup vs. olabilir. Iki grup arasindaki farkliliklari vurgulayarak bir öteki yaratmaya dayali olan bu teori, militarizmin yasam kaynagidir. Bu nedenle ötekinin "daha asagi"da oldugu savunulur. Bu tanim yapildiktan sonra öteki korunmalidir ya da yok edilmelidir.
Çok iyi bilindigi gibi açikça veya üstü kapali bir sekilde kadinlar "öteki"dir. Sonuç olarak bu, kadinlari ve kadinligin tüm yönlerini kontrol altinda tutmak ve asagilamak için güç isteyenlerin gözünde gerekli hale gelir. Pek çok kültürde, kadinlar erkeklerinin mülkü oldugu düsünülür. Bu yüzden, bir kadin tecavüze ugradiginda bu, erkeginin erkekligine fiili bir saldiridir. Bu fikir yürütmeyi kullanirsak, kadinlar belli bir kültürün, etnik grubun ya da ülkenin erkeklerinin onuruna saldirmak adina savasin hedefi haline gelir. Bu nedenlerden ötürü, tecavüz ve kadina yönelik cinsel saldirinin diger biçimleri her zaman savasin veya çatismanin bir parçasidir. Kadinlar saldirilabilecek, çalinabilecek ve leke sürülebilecek mülk olarak varsayildiklarinda, düsmani kadinlastirmanin ve küçük düsürmenin bir araci haline gelir.
Kadina yönelik siddetin pek çok türü, sivil nüfus ve çatisma sonrasi durumlar üzerindeki dolayli etkisi de dahil olmak üzere, militarizm tarafindan azdirilir. Bunlar söyledir: Hem ordu içinde hem de sivil nüfusa karsi tecavüz/cinsel saldiri ve taciz. Ev içi siddet. Fuhus, pornografi ve kadin ticareti.
Ataerkil devrin baslangicindan beri kadinlar savasin ganimetleri olarak düsünülmüsler, üstü örtük "ikincil zarar" ifadesinin altinda görünmezlestirilmislerdir. Ruanda'da, 1994 soykiriminda en az 250 bin kadina tecavüz edildi. 1990'lar boyunca 20 binden fazla Müslüman kadin Bosna'daki etnik temizlik kampanyasinin parçasi olarak tecavüze ugradi. Ve 2003 kadar yakin bir tarihte BM, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki savas boyunca binlerce kadin ve kiz çocugunun tecavüze ugradigini belirtiyordu. Grup tecavüzleri o kadar yaygin ve vahsiydi ki, doktorlar vajinal tahribi savasla ilgili suçlar içinde siniflandirmaya basladilar.
Askeri egitim çogunlukla kadina yönelik düsmanligi ve kadinlari asagilamayi tesvik eder. Toplumsal cinsiyete dair hakaretleri kullanmak, erkekleri hem kendi kültürlerindeki kadinlara karsi hem de "öteki" kültürün kadinlarina karsi saldirgan davranma yönünde motive ediyor. Pornografi ve fuhus her zaman için askerlerin gayri resmi bir sekilde onaylanmis eglence biçimleridir.
Fuhus askeri eylemlerin sürekli etkilerinden bir digeridir. Birlesik Devletler'in erkekleri mutlu etmek için her zaman hiç dillendirilmeyen bir askeri politikasi olmustur. Asker için bir aktif seks piyasasi kurulmus ve fuhusun, Birlesik Devletler yasalari ve uluslararasi hukuku dogrudan çigneyen tutarli bir sekilde gelismesinin önü açilmis ve bu cesaretlendirilmistir. Ordu içindeki kadinlar da olagan hedefler olarak görülmektedir. Yakin tarihli bir arastirmada, emekli kadin askerlerin yüzde otuzu Birlesik Devletler askerleri tarafindan kendilerine tecavüz edildigini ya da tecavüz girisiminde bulunuldugunu belirttiler. Bir Savunma Subesi arastirmasina göre Hava Kuvvetleri Akademisinin her bes kadin ögrencisinden biri ögrencilik süreleri içinde cinsel tacize ugradigini belirtti. Ne yazik ki bu saldirilarin çogu, kurbanlar kariyerlerine zarar gelecek sekilde ya da sadik veya vatansever olmamakla suçlanarak karsilik görmekten korktuklari için olay zamaninda bildirilmedi.
(2)
Çatisma sonrasi dönemler boyunca militarizmin etkileri de oldukça önemlidir. Savastan dönen erkekler siddet uygulama haklarini siklikla savas alanindan kendi çevrelerine tasirlar. Mesela, Afganistan'da bittigi varsayilan savastan sonra kadinlar için kosullar oldukça kötülesti. Tecavüz, zorla yaptirilan fuhus ve evlilikler, yakici asitler, kiz okullarinin bombalanmasi ve kadinlarin satilmasi günlük iskencelerdendir. Burada, Birlesik Devletler'de, Fort Bragg, Kuzey Carolina'da 3 asker, Afganistan'daki görevlerinden döner dönmez kendi eslerini öldürdü
Eger kadin düsmani siddet kadar küresel kadina yönelik siddet salgininin da militarist güç uygulama düsüncesinin önemli bir bileseni oldugunu inkar edemiyorsak artik, zaman gelmistir. Ama daha öteye gitmeli ve erkeklerin kadinlara uyguladigi siddetin ne kadar yaygin oldugunu da fark etmeliyiz. "Baris" zamaninda bile kadinlar için baris ortami yoktur. Yakin tarihli bir UNIFEM (Birlesmis Milletler Kadin Kalkinma Fonu) raporuna göre her üç kadindan biri hayatinin bir döneminde cinsel saldiriya ugramaktadir. Birlesik Devletler Adalet Subesi'ne göre her 90 saniyede 12 yasindan büyük bir kisi cinsel saldiriya ugramaktadir. Kurbanlarin yüzde 89'u kadin, saldirganlarin yüzde 99'u erkektir. Bu nedenle, kadin düsmani siddete dair bilinçliligi artirmak için çalisanlarin ve militarizmi yok etmek için çalisanlarin gündemlerinin kesistigini fark etmeleri ve birlikte çalismanin yollarini bulmalari çok önemli.
Bu amaç için kullanilabilecek ve kullanilmasi gereken pek çok araç var. Bunlarin arasinda International Crime Court'dan (Uluslararasi Suçlar Mahkemesi -ICC) yararlanabilecegi gibi oldugu kadar United Nations Security Council (Birlesmis Milletler Güvenlik Konseyi -UNSC) 1325'in ve Convention on Elimination of all sorts Of Discrimination Against Women (Kadina Yönelik Her Türlü Ayrimciligin Önlenmesi Sözlesmesi -CEDAW) isletilmesi de bulunuyor.
2002'deki anlasmayla kurulan ICC, cinsel siddeti ve her türlü toplumsal cinsiyet siddetini savas suçu olarak tanimlayarak askeri çatisma boyunca kadina yönelik islenen toplumsal cinsiyet-temelli suçlar için sorumlulugu düzenliyor. Ayrica bu suçlarin daha iyi göz önüne serilmesini kolaylastiracak ve kurbanlara yasal tavsiyeler vermenin yani sira taniklarla kurbanlarin korunmasini saglayacak araçlar da içeriyor.
Birlesmis Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 Çözümü kadinlarin ve kiz çocuklarinin insan haklarinin korunmasi ve bu haklara saygi duyulmasini emrediyor ve çatisma ve baris süreçlerinin önlenmesi, idaresi ve çözümü için kararlarda kadinlarin temsilinin artmasi için çagri yapiyor. Ayrica özel temsilciliklere atanan kadinlarin sayisinin artmasi için de çagri yapiyor. Diger sartlar kadinlarin yerel baris inisiyatiflerini desteklemeyi ve kadinlarin ve kiz çocuklarinin haklari ve korunmasi için uygulanabilecek uluslararasi hukuka saygi göstermeyi içeriyor. Kadinlari ve kiz çocuklarini toplumsal cinsiyet temelli siddetten korumak için özel ölçütleri kabul etmeye ve Güvenlik Konseyi'nin görevlerinin toplumsal cinsiyet anlayislarini ve kadinlarin haklarini, ayni zamanda yerel ve uluslararasi kadin gruplarina danisarak, hesaba katmasini saglamaya çagiriyor.
CEDAW 1979'da BM Genel Toplantisi'nda kabul edildi. Kadina yönelik ayrimcilik "...cinsiyete dayali; sonucu ya da amaci kadinlarin taninmasini, begenisini veya deneyimini zayiflatmak veya degersizlestirmek olan; kadinlarin ve erkeklerin, insan haklari ve politik, ekonomik, toplumsal, kültürel, sivil veya herhangi bir alandaki temel özgürlükler açisindan esit oldugunu gözardi eden her türlü ayrimcilik, dislama ya da engelleme" olarak tanimlanir CEDAW sikça kadinin insan haklari için referans gösterilmektedir.
ABD'nin ICC'de yer almadigini ve UNSC 1325'i imzalamadigini ve CEDAW'i onaylamadigini bilmek önemli. Ancak Irak ve Afganistan üç anlasmaya da katildi ve bu nedenle bu ülkelerdeki olaylara uygulanabilecek bir dava açilabilir. Özelde, siddetin her zaman kurbanlarin insan haklarini ihlal ettigi açik olmalidir ve bu nedenle UNSC 1325 ve CEDAW açikça bu çatismalara uygulanabilir. Ayrica, her iki ülkede de belgelenen salgin seklindeki tecavüzler kesinlikle ICC tarafindan ele alinabilir.
Bu araçlardan yararlanilmasini talep etmenin yani sira, erkeklerin cinsiyetçiligi ve siddetine karsi sesimizi yükseltmemiz gerekli. Ne olduklarini adlandirmaya ve erkeklik unvaninin bu toksik yönüyle kadinlari öldüren militarizm arasindaki baglantiyi kurmaya ihtiyacimiz var.
Sonuç olarak, yetki elde etmek için farkli yollar bulmali ve bu yollari izlemeliyiz. Gücünü, öteki üzerinde güç kullanmaktan degil içeriden ve birliktelikten alan sürdürülebilir bir sistem yaratmak için Riane Eisler'in ifade ettigi "ortak düsünme"den yararlanmamiz gerekiyor. Eisler'in dikkat çektigi gibi, esitlikçi ve demokratik degerlere dayali bir ortaklik toplumunda siddetin derecesi düsüktür çünkü ataerkide oldugu gibi egemenligi korumak için siddete ihtiyaç yoktur. Baska seylerin yaninda, bunun üstesinden gelmek harcama önceliklerinde bir degisim gerektirir. Mesela, iyi çocuk bakiminin ve iyi egitimin bir çocugun yeterli bir yetiskin olmasinda büyük etkisi vardir. Simdiye kadar egitimcileri ve çocuk bakimi saglayanlari egitmek için harcanan miktar askerleri egitmek ve öldürme yetisi kazandirmak için harcananin yaninda çok az kalir. Bu yüzden militarizmin insanlarin siddeti ve ataerkiyi norm olarak kabul ederek toplumsallasmasinda oransiz bir rol oynamasi mümkün kilinmistir. Harcama önceliklerinde degisim yaratarak toplumsal cinsiyet egemenliginin yapici birliktelikler üzerindeki iktidarina izin veren toplumsallasma sürecini degistirmeye baslayabiliriz.
Çeviren : Sezin (Feminist Kadin Çevresi)
|