KATEGORİLER:

-------------------------------------------------------------------
Tecavüz ve Modern Cinsiyet Savaslari


 Camille Paglia


Camille Anna Paglia. 2 Nisan 1947 dogumlu A.B.D.’li kadin yazar. 10 yasinda katildigi bir yaz kampindan "Bir önlezbiyenlik cennetiydi." diye bahsedecek kadar "aggressive" bir çocuk. Daha 16 yasindayken Amerikan kadinlari için firsat esitligi konulu bir mektubu Newsweek’de yayimlanmis. Yale mezunu. ’68 hareketinin atesli kadin haklari savunucusu. Feministlerin "pek" sevmedigi bir isim. 1989’dan beri sigara içmiyor. 1991’den beri Philadelphia University of the Arts’da Toplumbilim profesörü. Rock müzik ve Amerikan futbolu hayrani. Aslinda aynanin ne önünde ne de ardinda. Aynayla "sir" arasinda...

Tecavüz, medeni toplumlarda hos görülemeyecek bir rezalettir. Ancak, tecavüzün oldugundan daha çok ciddiye alinmasi için adeta savas baslatan feministler, genç kadinlardan cinsellik hakkindaki gerçekleri saklayarak onlari tehlikeye atmaktadir.
Tecavüzün ciddiyeti veya iticiligi özel bir abartiyi gerektirmez. Zorla sahip olma olgusunun yeni bir olay degil, aksine yazili tarih boyunca, kadinlarin kâbusu oldugunu biliyoruz. Bir zamanlar babalar ve agabeyler kadinlari tecavüzden korurlardi. Bir zamanlar tecavüzün cezasi idamdi. Çok degil, yakin bir tarihe kadar tecavüzcülerin biçaklandigi, hadim edildigi ve kizgin günesin altinda ölüme terkedildigi zalim bir Italyan geleneginden geliyorum ben.
Ama eski klanlar ve yöresel kabileler artik dagildilar. Sehirlerde ve evlerimizden uzak üniversite kampüslerinde genç kadinlar savunmasiz durumdalar. Ne yazik ki feminizm onlari bu gerçege karsi hazirlamiyor. Feminizm, devamli iki cinsin esit oldugunu savunup, kadinlarin her yere gidebileceklerini, herseyi söyleyebileceklerini ve ne isterlerse giyebileceklerini söylüyor. Kazin ayagi öyle degil iste... Kadinlar her zaman cinsel tehdit altindaydi ve her zaman öyle kalacaklar.
Erkek ögrencilerimden biri geçenlerde, Misir’daki Büyük Piramid’in ara yollarindan birinde bir gece geçirmis. Bana ay’i, kumu, o kadim sessizligi ve ürkütücü yankilari anlatti. Böyle bir olay benim basimdan geçemez. Ben bir kadinim ve orada güvende olacagimi düsüncek kadar aptal degilim. Ben, tek basina çikilan maceralar dünyasinin hep disinda kalacagim. Iste böyle üzücü gerçekleri kadinlarin hep bilmelerine ragmen feminizm, abuk subuk kusursuz dünya fantezileriyle genç kadinlarin gerçegi görmelerine negel oluyor.
Her firsatta toplumsal adaletsizlige karsi savas açmamiz gerektigi kesin. Ancak degismez bazi gerçekler var. Kökeni biyolojiye dayanan cinsiyetler arasi farklar mevcut. "Akademik Feminizm" toplumsal yapilanma konusunda bir yanilgiya düsmüs durumda. Onlara göre, bizi biz yapan, tümüyle çevremiz. Bu fikir Rousseau‘dan çikmadir. Rousseau da yanilmistir. Saçma Fransiz dil kuramlarinin gaza getirdigi akademik ortamdaki feministler, hala birbirlerine ayni bos sloganlari tekrarlayip duruyorlar. Cinsellige bakislari toy ve iffet yüklü. Öyle ki bugünlerde cinselligi feministlere birakmak, tatile çikarken köpeginizi hayvan doldurucusuna birakmaya benziyor.
Iki cinsiyet savas halinde. Erkekler, annelerinin ezici etkisinden siyrilip bir kimlik için mücadele etmek zorunda. Kadinlarin, kadin olduklarini anlamalari için adet görmeleri yeterli. Erkekler ise erkek sayilmak için bir riske girmek ya da baska bir erkegin erkekliklerini onayladigini duymak zorunda. Bir oglanin erkege dönüsmesinin bir baska yolu da, bir kadinla cinsel iliskiye girmekten geçiyor.
Üniversiteli genç erkeklerin hormonlari beyinlerine vurmus durumdadir. Annelerinden yeni ayrilmis ve bir erkek kimligi arayisi içinde dolanip dururlar. Bu da onlari kalabalikken tehlikeli yapar. Bir "Erkek Ögrenci Birligi" partisine giden kadin, dikenli kaktüslerin ve duman tüten tabancalarin kol gezdigi "Testosteron Vadisine" adim atmis demektir. Ille de gidecekse, tehlikeye karsi uyanik olmalidir. Partiye kiz arkadaslariyla gelmeli ve kiz arkadaslariyla ayrilmalidir. Böyle bir partide zilzurna sarhos olan kadin bir ahmaktir. Böyle bir partide, ögrenci birliginden bir "kardes"le yukari odaya yalniz çikan kadin dangalagin önde gidenidir. Feministler bu dediklerime "kurbani suçlamak" diyorlar. Ben ise sadece "mantik" diyorum.
Son yillarda feministler, müridlerinin beyinlerini su yargiyi söyletmege proglamliyorlar: "Tecavüz, bir cinsellik suçu olmasindan ziyade bir siddet suçudur". Bu sirinlik taslayan ucuz Shirley Temple numaralari genç kadinlari felakete sürüklemistir. Sagolsun feminizm! Kadinlar artik sinifta yanlarinda oturan temiz aile çocugu tipli oglanin tecavüze yeltenmesini imkansiz buluyorlar.
Siddet ve erotizm birbirlerine derinden baglidirlar. Erkegin genlerinde avlanma, iz sürme ve avini yakalama içgüdüleri programlanmistir. Kusaklar boyu dikkatle yürütülen bir ahlaki egitimle ancak, erkekteki saldirgan ve anarsist egilimler dizginlenebilir. Feminizmin bilmeden öne sürdügü gibi toplum düsman degildir. Aksine toplum, kadinlari tecavüzden koruyan bir kalkandir. Feminizm, [with its Carry Nation represiveness] erkekler için tecavüzün uyarici ve erotik yönünü hele hele toplu tecavüzün bulasici çilginliginin çekiciligini göremiyor. Tecavüzün beraberinde getirdigi anlamlari anlayamayan kadinlar, kendilerini tecavüzden koruyamaz.
"Bulusma üzerine tecavüz" (date-rape) tartismasi, feminizmin, çökmeye yüz tutmus temellerinin üstüne yüz üstü çakilmasinin resmidir. 60’larin kusagi olarak bizler, tarihte takdire sayan bir sekilde, küfürlü konusan, sabahlara kadar içip sarhos olan -kisacasi erkek gibi davranan! - ilk kizlardik. Sonsuz cinsel özgürlük ve esitlik pesindeydik. Ama zaman ilerledikçe, kati gerçeklerle yüzlesmek zorunda kaldik. Çifte standartlar aslinda kadinlari koruyordu. Her sey serbest ve esit olunca, kaybeden taraf kadinlar oluyor.
Bugünün genç kadinlari ne istediklerini tam bilemiyorlar. Feminizmin onlara cinsel mutluluk getirmedigini anladilar. "Bulusma üzerine tecavüz" üzerine çikan bunca münakasa, bizim kusagimiz tarafindan yerle bir edilen cinsel tabularin tekrar yerli yerine oturtulmasinin bir yolu sadece. Çünkü cinsiyetlerde degisen pek bir sey yok. 50’li yillarda, kivrak zekali kadinlarin, azgin erkeklerin onlari yataga atmak için çevirdikleri binbir dolabi nasil atlattiklarinin anlatildigi komedi filmi Where The Boys Are (1960) su an için de geçerli. Dügüm noktasi olan "bulusma üzerine tecavüz" alt-kurgusu (sub-plot) mükemmel sergilenmis. Kurban rolündeki Yvette Mimieux, diger kadinlarin gözünde son derece bariz olan hatalari birbiri ardina isler ve erkeklerin niyetlerini ve kisiliklerini yanlis yorumlayarak kiz arkadaslarindan uzaklasip, erkekler grubunun içinde kendini hapseder. Where The Boys Are, gerçekleri konusur. Kur yapmanin, yüzeyde görünenin aksine, sirf sözcüklerin degil ayni zamanda bilinç altini hedefleyen isaretlerin kullanildigi tehlikeli bir oyun oldugunu gösterir.
Ne politically-correct söylemle kafayi bozmus "Militan Feminizm", ne de bilgi ve deneyimin dil tarafindan olusturuldugunu savunan "Akademik Feminizm", dil-öncesi ya da dil-disi iletisimi anlayamaz. Cinselligin politikasina yogunlasmis olan feminizm, cinselligin bedenle iliskisini tam olarak göremiyor. Cinsel istek ve uyarilma gibi duygular her zaman sözcüklerle ifade edilemezler. Zaten bu yüzden kadinlar ve erkekler birbirlerini tam olarak anlayamiyorlar.
Gelecegi yeniden sekillendirmekle ugrasan feminizm, kendisini cinselligin tarihi yönünden uzaklastirdi. Edebiyat, sanat ve dindeki cinsel mitleri bastirarak görmezden geldi. O mitler ki bize cinselligin gizemini, tutkusunu ve karmasikligini halen gösteriyorlar. Mitolojide, erkegin cinsel buhranlarini ve kadinlarin iktidar güçlerinden nasil korktuklarini görüyoruz. Cinsel siddetin büyük bir kismi, bu korkudan duyulan psikolojik zayifligin bir yansimasidir. Bir kadinla bas etmeye birden fazla erkegin gücü gerekir. Kadinlarin doymak bilmeyen tatminsizligi süregelen bir temadir. Clara Bow, bir söylentiye göre, hafta sonlarinda bütün USC futbol takiminin atesini söndürme isini tek basina üstlenmistir. Marilyn Monroe, "Elmaslar Bir Kizin En Iyi Arkadaslaridir" sarkisinda konga dansi yapan, smokinler giyinmis bir grup erkegi pesinden sürükler. Cher, "Zamani Geriye Alabilseydim Eger" sarkisinin video-klibinde yari çiplak halde pembe bir topun üzerinde ata biner gibi oturarak çigliklar içinde bir grup denizciyi zivanadan çikarir. Feminizm, toplumsal güce duydugu imrenmeyle, kadinin kozmik cinsel gücüne karsi kör bir sekilde yol almaktadir.
Tecavüzü anlamak için geçmisi arastirmak lazim. Cinsel uyum hiçbir zaman olmadi, hiçbir zaman da olmayacak. Kadin, doganin kizil atesi olan kendi cinselliginin tüm sorumlulugunu üzerine almak zorundadir. Nereye ve kiminle gittigi konularinda her zaman dikkatli ve uyanik olmak zorundadir. Bir hata yaptigi zaman, sonuçlarini üstlenmeli ve özelestiri yoluyla o hatayi tekrarlamamaya özen göstermelidir. Kampüs’teki "Güzin Abla’ya" kosmak, güçlü kadinlara yarasan bir hareket degildir. Hele suçlu erkeklerin isimlerini tuvalet duvarlarina kazimak, basbayagi ödlekliktir ve çocukçadir.
Italyan hayat felsefesi, yüksek-enerji çarpismalarini destekler. Erkek bir ögrenci gögüsleriniz hakkinda uygunsuz bir yargida mi bulundu? Kampüsteki demir bakirelerin yanina aglaya sizlaya kosacaginiza, derhal müdahalede bulunun. Hiç gecikmeden, o anda... "Sesini kes ve ait oldugun ahira geri dön, salak!" deyin. Genelde bu tür bir yaklasim kullanan kadinlar daha az tacize ugrarlar. Etrafta fazlasiyla her an eriyecek tereyag kaliplariymiss gibi duran, toy, devamli kendine aciyan budala kadinlar görüyorum. Tam Yvette Mimieux sendromu iste: Beni mutlu edin, yakinmalarimi dinleyin. (Listen to me weep when I’m not.)
"Bulusma üzerine tecavüz" konusu simdiden - sikici ve muhafazakar Akademik Feministler ve simarik zengin ögrenciler yogunlugunun yüksek oldugu kuzeydogu yakasi kampüsleri sagolsun - propagandaya bogulmus durumda. Aileleri tarafindan ilgi görmemis zengin çocuklarin dalavereci gücünden sakinin. Onlar, bir kampüsü cinsel günah konulu sabun köpügü dramalar topluluguna çevirip ardindan da ebeveynleri katarak duygu sömürüsü yapmaya bayilirlar. Ve cinsel aydinlanma için sakin ha, daglar kadar kitap üreten ama hiçbir zaman hayata belirgin bir sekilde bakamayan akademik ortamdan medet ummayin...
"Bulusma üzerine tecavüz"ün tek çözümü kadinlarin oto-kontrolü saglamalari ve kendini bilmede yatar. Bir kadinin en büyük savunma araci kendisidir.

(Çev: Cem Ülgen) (a)lt.zin(e) Sayi 5.