| Yazanlarda |
|
lilith noir Yönetici


Kayıt Tarihi: 07-Aralik-2007 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 819
|
| Gönderen: 27-Kasim-2008 Saat 08:37 | Kayıtlı IP
|
|
|
Necmiye Alpay
Radikal
Gencecik bir kadin, bir bayram günü evin salonunda çepeçevre oturan bir yigin konugun önünde orta yerde oyuncagiyla mesgul olan küçük kizi elini çamasirina götürünce sandalyesinden firlayip ona iki tokat askettiginde çocuk elbette dehsete kapilacaktir.
O genç kadin, küçük kizinin bedenle ilgili konularda kendiliginden bilgili ve sorumlu davranacagi beklentisi içinde olmali ki onu böylesine cezalandirabilmektedir.
Binlerce anne, binlerce küçük kiza bu cezalardan verip duruyor ve küçük kizlar durmadan siniyor, tepkisini ya içine atip biriktiriyor ya da baska biçimlere büründürüyor.
Küçük erkek çocuklarin yasadiklari da çok farkli degil; ceza görmemesini, övülmesini ya da gördügü cezanin saçmalik derecesini kendine göre yorumlayip en olmayacak biçimlerde içsellestiriyor onlar da. Çocuklar kapali kapilar ardindaki cinsel yasam üstüne en olmayacak çikarsamalarda bulunuyor.
En mahrem davranislarina kadar belirleyen ve onlari hep etkileyecek olan çikarsamalardir bunlar.
Çocuk konusundaki yerlesik zihniyetin birbirine taban tabana zit iki ezberi var: Birincisi küçük çocugu zihinsiz ve belleksiz bir varlik gibi gören ezber (“çocuktur, anlamaz”); ikincisi ise ayni varligi, cinsel konularda dogustan bilgiliymis gibi gören ezber, tipki yukaridaki genç anne ile küçük kizi örnegindeki gibi.
Bu ikili zitlik her gün, her an, binlerce kez, durmadan yasantilaniyor: Çocugu esyayla ve -sevilme derecesine göre- kuzu, koyun, keçi ya da esekle özdeslestirebilen köy kültüründen tutun, çocugun yaninda, oyuna dalmistir diye, ona agir gelecek bin bir sey konusmakta sakinca görmeyen kentli büyüklere, ve her tür istismarin rasyonalize edilmesine kadar.
Zit etkilerden serseme dönmemek için ya kurnazlasiyor, ya da parçalanmis bir ruhla büyüyor çocuk. Hangi parçasinin ayakta kalacagi belli olmadan.
“Çocuktur anlamaz” zihniyeti tarafindan maruz birakildigi söz ya da davranislari, bütünüyle kendine özgü biçimlerde olmak üzere, ‘anliyor’ aslinda çocuk. ‘Anladik’larindan hem olur olmaz sonuçlar çikariyor, hem de ‘anladigi’ için suçluluk duyuyor. Bin bir uyumsuzluk içinde çirpinarak büyüyor. Çogu kez ömür boyu kurtulamadigi bir etkilenimle.
Ve ayni etkilenimleri arkadan gelen çocuklara da yansitarak.
Egitsel alanda cinsellik hanesi hâlâ bu kadar bos birakilmasa, tecavüz ve diger ruhsal ve fiziksel siddet türleriyle ilintili sorunlar birazcik da olsa aydinlanmaz mi? Cinsellik tabusundan ve yukaridaki zitliktan paçasini bütünüyle kurtarabilmis bir tek toplum yok. Bir yandan ticari-pornografik yaniyla kiskirtilirken diger yandan hiç yok sayiliyor cinsellik. Her kademeden ve meslekten ‘eriskin’ler olarak aczimizi kabul etmenin zamani gelmedi mi?
Çocuk daha ilk adimlarini atarken bir yolu bulunup devreye alinmasi gereken çok temel ilkeler: 1) Kadinlar, sahibi oluna bilen birer nesne degil, erkeklerle esit, bagimsiz kisilik sahibi bireylerdir; 2) Çocuklar özel bir korumayla sahip çikilacak varliklardir;
3) Cinsel iliski bir eriskin edimidir ve karsilikli rizaya dayalidir.
Bunlarin en acil egitim ihtiyaçlari arasinda oldugu, son günlerin haberlerinden, ilgili makamlarin içler acisi tavirlarindan vb bir kez daha ortaya çikti. Biri çikip, benim LGBTT baslikli yazimla ilgili yorumunda, “ Yönelimdir diye çocuklarla iliskileri de mi normal kabul edecegiz?” diye sorabildi örnegin.
Böyle bir soruyu sorabilmeniz için, cinsel iliskinin bir eriskin edimi oldugu, çocuklara yönelik her tür cinsel davranisin istismar sayilacagi ve bunun hiçbir istisnasinin olmadigi ilkesinden bütün bütüne habersiz olmaniz gerekir.
Dilimizde “zorla tecavüz” gibi bir arizaya rastlanabildigini düsünürsek, böyle habersizliklere çok da sasmamak gerekiyor belki. “Zorla tecavüz” diyebilen bir zihin, bilinçdisinda, her cinsel iliskiyi bir tecavüz olarak görüyor demektir.
Son olaylarin ve tartismalarin bir iyi yani olduysa, bu konudaki hal-i pürmelali-mizin ortaya dökülmesi olmustur.
Bir kez daha: Çocuklara yönelik her tür cinsel davranis istismardir ve bunun hiçbir istisnasi yoktur; çocugun razi, hatta israrci göründügü durumlarda bile. Çünkü bu rizayi tartabilecek erginlikte degildir çocuk; tipki belirli yaslarda yalniz basina yolda yürüyemedigi ya da yemek yiyemedigi gibi, belirli bir yasa kadar da cinsellik konusunda karar veremez.
Buna karsilik, karar vermemesi gerektigi dahil, pek çok seyi ögrenebilir. Ögrenmesine nasil yardimci olunacaginin yolunu yordamini bulmak egitbilimcilerin isi. Biz diger eriskinlere de, kendi kendimizi egitmek düsüyor.
__________________ feministsfuckbetter!
|
| Yukarı Dön |
|
| |
lilith noir Yönetici


Kayıt Tarihi: 07-Aralik-2007 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 819
|
| Gönderen: 27-Kasim-2008 Saat 08:44 | Kayıtlı IP
|
|
|
çok begendim bu yaziyi, çocuk üzerindeki hakimiyetin vardigi dehset verici sonuçlar umrumuzda degil "ne olsa çocuk" zaten dimi!
geçenlerde irigaray okurken çocuklarin egitimi üzerine çektigi söylevlerin (hani ona çok anneci yazar denirya) aslinda ne kadar dogru olabilecegini düsündüm. özellikle kiz çocuk-anne iliskilerine dair söyledigi seylerle dan dan vurdu kafama. kendime "ata kadina, vahsi anneye" ihtiyaci olan bir dolu kiz çocuk var niye biraz yasamindan feragat edip birinin annesi olmuyorsun diye kizasim geldi..
üsenmeyip buraya aktaririm bir ara onlari..
__________________ feministsfuckbetter!
|
| Yukarı Dön |
|
| |
noirviolet Yönetici


Kayıt Tarihi: 11-Aralik-2007 Gönderilenler: 879
|
| Gönderen: 27-Kasim-2008 Saat 15:23 | Kayıtlı IP
|
|
|
hangi kitap yavrum, su irigaray'in söylevlerinin geçtigi... hemen bakinayim ;)
bu arada çok güzel yazmis necmiye alpay...
o merak süreci basladi...
popos, kukus (s'leri ben koymadim kendi icadi)ve de pipi demeye basladi oglum... evet konusuyoruz, elliyoruz bakiyoruz, ögreniyoruz...
sahilde kendi gibi çiplak kizin kukusu çok merakini cezbetmedi misal... ama sadece bir kez sordu. dokunabilirmiyim diye... biz de izin vermezse dokunamazsin kimsenin bedenine dedik. tabi ince nüanslar var, arada kafasi da karisabiliyor insanin... misal sordu, kiz izin verdi diyelim.. hadi o kzin annesi babasi alman ve punk gibiydiler, sorun çikmazdi belki... ya bu muhafazakar bir ailenin kizina yapilsa tüm masumiyetiyle...
zor zanaat zor...
hem kastre edilme hissi yaratmayacan hem de potansiyel tacizciye tohum ekmeyecen...
çok ince çok...
bu toplumda baska türlü bir kiz olmak da oglan olmak da zor olacaga benziyor...
__________________ vahsi doga benim evim..
|
| Yukarı Dön |
|
| |
lilith noir Yönetici


Kayıt Tarihi: 07-Aralik-2007 Ülke: Turkiye Gönderilenler: 819
|
| Gönderen: 27-Kasim-2008 Saat 21:27 | Kayıtlı IP
|
|
|
ben sen biz'de bol bol anlatiyor canim bunlari. aslinda disilcilik yaptigi dogru, butler'in irigaray'i elestirdigi nokta da buydu. ama kadin o yüksek doz anneciligi sayesinde "çocuk" üzerine bu kadar çok yazabiliyor zaten..
evet çok ince is çocuk yetistirme mevzuu kiz/oglan farketmiyor. ya o kastrasyon fobisine hiç katilasim gelmiyor benim, çünkü onu kabul ettigimiz noktada teoremin devami olan penis envyi da onamis oluyoruz gibi hissediyorum
__________________ feministsfuckbetter!
|
| Yukarı Dön |
|
| |
noirviolet Yönetici


Kayıt Tarihi: 11-Aralik-2007 Gönderilenler: 879
|
| Gönderen: 30-Kasim-2008 Saat 23:22 | Kayıtlı IP
|
|
|
sanirim genel anlamda ben irigaray'in o felsefe, edebiyat ve politikayi harmanlayan disil dilini seviyorum. evet benim disil formlara daha fazla önem atfettigim, orada daha kuvvetli bir yaratim, yasamdan yana olanin çoklugunu yakistirdigim dogru... ama bu kadinci, annecilikten ziyade disilci bir hal... (yine de disil olana cennetsi bir hava, eril olana cehennemi bahsediyorum sanilmasin. iyinin ve kötünün ötesinde bir sey demek istedgim.) bu herhangi bir bedende dünyanin bir yerinde insanin karsisina çikiverecek birsey kanimca...
kastrasyon diyince yarattigim kaygiyi anladim. ama aslinda ben freud'un dar penceresinden daha farkli birsey söylemek istedim ama onun kavramiyla gelince derdimi anlatamaz olmusum megersem. söyle;
cinsellikle tig gibi örülen bir iliski basliyor dogar dogmaz.. anne ilk arzu nesnemiz... kiz yada erkek fark etmez tedirginiz... arzularimizin bedenimizdeki etkisi ve bu etkiyle dansimiz nasil görülecek, nasil kavranacak? herseyi sizden ögrenmeye çalisan kuzular?
tüm bedenin cinsellgin bir parçasi oldugunu, erk'in de hazzin da acinin da bütün bu uzuvlarda vücut buldugunu birkez hissettiginizde ve bu ötekiler tarafindan budanmadiginda her yeriniz bir fallus...
ve kizlarin da erkeklerin de bakan gözleri oyulur...
dokunan ellerindeki parmaklar tek tek kesilir...
ayaklar koparilir gidilemez olur arzuya... v.s
yani penis degil vurgum...
aksine kadin bedeninin bütünün fallus oldugunu bilenler misal onu bosuna kapatmaz kafeslere, sokmaz çarsaflara...
zaptolunacak bir arzu olus vardir orada...
kafam darmadagin...
oglumun atesi yüksek...
umarim anlatabilmisimdir biraz...
konuya bir daha geri dönemek diligiyle..
__________________ vahsi doga benim evim..
|
| Yukarı Dön |
|
| |
|
|