noirviolet Yönetici


Kayıt Tarihi: 11-Aralik-2007 Gönderilenler: 879
|
| Gönderen: 03-Mart-2010 Saat 22:30 | Kayıtlı IP
|
|
|
Homofobi karşıtları Trabzon'da
28/02/2010 radikal iki
Homofobi Karşıtı Buluşma'nın beşincisi, kampüs ve şehir
etkinlikleriyle Trabzon'da başlıyor. Mart'tan Mayıs'a 13
şehirde yapılacak buluşmalar, “Homofobi ve Transfobiye
Karşı Yürüyüş” ile Ankara'da tamamlanacak
ALİ KEÇELİOĞLU (Arşivi)
8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasının yaklaştığı ve
kadınlara dair sorunlara duyarlı birçok örgütlenmenin
etkinlik ve eylem planları hazırladığı şu günlerde,
Trabzon’da bir öğrenci topluluğu, şehirde kadınlara dair
sorunların yanı sıra daha geniş bağlamda cinsiyetçiliği,
homofobiyi tartışıyor, tartıştırıyor.
Bütün olumlu romantik bakışları ya da politik olarak
soldan yana umudun kesildiği olumsuz bakış açılarıyla
“taşra” denilen, üstüne üstlük derin örgütlenmelerin
odağı, besin kaynağı şeklinde itham edilirken Malatyalar,
Sivaslar, Trabzonlar vs, görmezden gelinen bir “Anadolu
entelijansiyası” köklerini kurutmuş değil buralarda.
“Taşra’nın birey üzerinde, olanakların kısıtlı olması
dolayısıyla ya da belki her yerde mevcut olan ‘baskı’
çeşitlerinin, küçük şehir olmasından kaynaklı, dar
sokaklarında daha belirgin hale gelmesi sebebiyle,
üretken bir etki yarattığını gözlemliyorum” diyor, Sosyal
Araştırmalar Kulübü’nden, İnşaat Mühendisliği 2. sınıf
öğrencisi Haydar Umut Alpaslan. Hatta merkezi olandan,
“geçerli pratik” hükmedilenden sıyrılabildiğiniz ölçüde
yapabilecek onlarca işinizin, tutulacak onlarca dalınızın
olduğunu görebiliyorsunuz. Eskimemiş bir şeyler, “şehre
bir film” geldiğinde örneğin, seyrettirin o insanlara.
Sizin göremediğiniz birçok farklı noktayı, hem de oldukça
sevimli ve doğal olarak size söyleyeceklerdir.
Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde faaliyetlerde bulunan
“Kitap ve Sosyal Araştırmalar Kulübü”, 2006’daki
kuruluşundan bu yana gündemi en “gıcık” yerinden
yakalayacak etkinlikler, çalışmalar yapma yanlısı oldu.
Ağız dolusu söylenen cümlelerden kaçınıp uykularda
sayıklanan, ağızdan kaçırılan cümlelerin peşinden gitmeye
çalıştı. İmkanların kısıtlılığı, hayal gücünün bu
kısıtlılığa bir başkaldırı şeklinde bütün çatlaklardan
geçebilme becerisi edinmesi ile kâh “entel” kâh “çocukça”
işler peşinde koştular. Örneğin Trabzon’da bir vicdani
ret masası açtılar, kimi amcaların “yahu vicdanı niye
reddediyorsunuz”, kimi teyzelerin “bak bak buraya imza
atıyormuşsun, bir daha hiç savaş olmuyomuş!” gibi
yorumlarını gülümseyerek karşıladılar.
Şimdi, 5-6-7 Mart tarihlerinde, genel olarak
“Cinsiyetçilik” ana başlığı altında üç günlük bir
etkinlik dizisi gerçekleştirmeyi düşünüyorlar. Kadınlara
yönelik ayrımcılık, modernist kimlik politikalarını n
tartışılmasının da yanında, etkinlikte en büyük yeri
“homofobi”ye bırakıyorlar.
“Delikanlılığın, fanatizmin, milliyetçiliğin gece
sayıklamalarını dinlemeye çalıştık ve odakta ‘erkeklik’i
bulduk. Üstelik tek cinsiyete yüklenecek sorumluluk
olarak değil, cinsiyet ayrımı, sınıf ayrımı, etnik ayrım
gözetmeyen ‘erkeklik’i bulduk. Tek başına değildi
elbette, birçok toplumsal mevzuyla birbirini besleye
besleye bugüne gelmişti. Ama çuvaldız da en az bu noktaya
batırılmıştı. ‘Toplumsal’ kelimesine yüklenen ‘değişmez
kardeşim!’ algısının sıvıştırıcı özelliğine tepkimizden
midir nedir, biz de bireye ve en ‘mahrem’ edimine
burnumuzu sokmaya karar verdik! Kendi erkekliğimiz
altında ezildik önce, iktidar olgusu kafamıza sert bir
söylem olarak çarptı ardından. E bütün bunları bir de
‘mülkiyet’ çatışmalarıyla birleştirdiğimiz zaman,
‘erkekçe’ olmayan eylemler, çalışmalar tasarladık.”
“Sohbetlerimizde korkulsa da, inatla adını geçirmeye
çalıştık: Gey, lezbiyen, biseksüel, travesti,
transeksüel, Kaos GL, Pembe Hayat, Lambda... Bolca
yaptığımız felsefe tartışmalarından dolayı zaten geride
bıraktığımız ‘iyi, kötü, doğru, yanlış, normal, anormal’
terimlerinden sonra, bunun seksüel kimlikle çok yakından
ilintili olduğunu ya da şöyle söylersek, seksüel kimliğin
norm olan iyi ve kötüyü belirlemede en güçlü kıstas
olduğunu gördük. Üstüne üstlük ‘aman tanrım seksüel
kimliğin belirlenmesiyle de bitmiyor bu baskı, hetero
olup kurtulamıyorsunuz, nasıl iç çamaşırları giyeceğimiz
belirlenmeye devam ediliyor. Çünkü daha sonra annelik
geliyor, babalık geliyor, evlilik, askerlik... O halde şu
iç çamaşırlarını hemen sarıp sarmalamayalı m vücudumuza,
dur hele bir müddet daha çıplak gezmenin sakıncası yok,
‘oğlum üşüteceksin!’, annelere aldırmayın bir müddet!”
İşte böyle söylüyor Kitap ve Sosyal Araştırmalar Kulübü.
Program
Homofobi Karşıtı Buluşma Trabzon programında
“Ayrımcılıktan İdeolojiye Homofobi”yi sosyal psikolog
Melek Göregenli, sadece kadınların katılımıyla “Kadın
Örgütlenmesi Pratikleri”ni feminist İlknur Üstün,
“Psikiyatrinin Eşcinselliğe Bakış Açısının Evrimi”ni
psikiyatr Koray Başar, “Değişen Algılar İçinde Erkeklik
Görünümleri”ni Kaos GL aktivisti Ali Erol ve “Medyanın
İşleyişi ve İdeolojisinde Homofobi”yi ise gazeteci-yazar
Ahmet Tulgar anlatacak. Film gösterimleri ve filmler
üzerine söyleşilerin de yer aldığı programda, kulüp
üyeleri şehir dışından gelecek konuklara Trabzon gezileri
ve sohbetleriyle eşlik edecekler. Kaos GL’den bir
aktivist arkadaşımın cümlesine ortak olarak bitirebilirim
sanırım bu yazıyı: “Taşraya bu kadar yüklenme yahu, ben
köylü çocuğuyum.”
ALİ KEÇELİOĞLU: Makine Mühendisliği 4. sınıf
__________________ vahsi doga benim evim..
|